Musluk

106 görüntülenme
Kadirhan AlbayrakHikaye
Devamlı olarak, devamlı olarak, devamlı olarak, devamlı olarak damlatan bir musluğa tahammül etmek zorundayım. Uyandığımda saat sabaha karşı 05.00’ti. Uyandığım saate bakılırsa, bir musluğun uykumu bölüşünün dördüncü gecesindeydim. Öğle öğünlerini atladığım ve sabahları da uykuda geçirdiğimi hesaba katınca, bir usta çağırmak ancak bir hayal gibi duruyordu. Benim gibi beceriksiz içinse tamir işi bir kıyamet. İyilik sever komşularımla ise aynı dilden konuşmuyoruz. Ayrı dünyaların insanları olmasak da farklı ülkelerin insanlarıyız. Elimde kalan tek seçenek damlaya damlaya bir göl elde etmek, sonrasındaysa onu kullanmak. Eğer iyilik sever komşularım öğretmemiş olsa, suyu da elektriği de paralı kullanıyor olacaktım. Ama insanın çevresinin geniş olması fayda sağlıyor. Etik prensiplerim gereği olabildiğince tutumlu davranmaya çalışıyorum. Bence İstanbul gibi bir yer için gereğinden fazla masumum. Günahlarımın bedeli olarak, her gün sokak müzisyenlerinin enstrüman çantalarındaki ağırlıkları azaltıyorum. Ben Sisifos gibiyim. Günahlarım beni her gün en başa götürecek olsa da bundan keyifsiz değilim. Mutlu olabilecek ve avunabilecek şeylere sahibim. Yatak odamla arasındaki tek engel ince bir duvar olan mutfağa kabaca bir göz attıktan sonra, tuvalete giriyorum. Uykumun kaçmaması için olabildiğince uykulu rolüne devam ediyorum. Klozetin kapağını kaldırdığım gibi bir fare ile göz göze geliyorum. Yalnızca birkaç salise sonra kapıdan koşar adımlarla çıkıyor. Klozetin delik kısmına doğru eğimli bir şekilde eğilince orada bir fare yuvası olduğunu fark ediyorum. Dört beş tane yavru fare ile bakışmak yeteri kadar mide bulandırıcı geldiği için atlet ve şortla kapı önüne fırlıyorum. Yan dairedeki kızla karşılaşıyorum. Bu saatte kapı önünü siliyor. İlk başörtüsüz karşılaşıyoruz. Beklenmedik bir çeviklikle evinin içine giriyor. Ne yapmam gerektiğini bilmeden öylece bekliyorum. Sırasıyla apartman içerisindeki tüm katlardan bağırma sesleri geliyor. Herkes kapıya çıkıp bana bakıyor. Masum gözlerle onları seyrederken Suriye’li komşudan ses gelmediğini fark ediyorum. Babamdan kalma öğrenci akbiliyle kilidi zorlayıp içeriye giriyorum. Tüm aile karşıma dizilmiş bana bakıyor. Kaçak su ve elektrik bağlayan Mahmut abi öne çıkıp elini omzuma koyuyor. Çok mu hoşlandın sen kızımdan diyor. Ne demeliyim diye düşünürken onların Suriye’li olduğu aklıma geliyor. Kızın yüzünü ilk kez görmüşüm abi ne aşkı. Hem farklı dillerin insanıyız. Olmaz buna onay veremem. Ama diyemiyorum. Evleniyoruz. Aylar sonra başka eve çıkıyoruz. Ben çok Avrupai bir yaşam standardında değildim ama bir yanağım batıya dönük. Bu kızla ne yapacağız şimdi. Evlenmemizin ardından 2 ay geçiyor. Tek kelime yok. Dedesinden miras kalmış onu harcayıp geçiniyoruz. Bir gece uyanıyorum. Saat ya 4 ya 5. dışarıda kovadan dökülür gibi yağmur yağıyor. Uyumak mümkün değil. Tuvalete doğru gidiyorum. Alaturka tuvaletten fıtık oldum olacağım. Bir ses. Aşağıya bir bakıyorum, bir de ne göreyim. Mahmut abi bana doğru bakıyor. Doğruca kapıdan fırlıyorum. Herhalde arkamdan gelen yoktur. Bu ev önceki binadan da büyük. Tabanları yağlamışım ama nasıl koşuyorum var ya. Farkında olmadan desibel rekoru mu kırdım acaba? Herkes bir korkuyla yumurta topuk terliklerini takırdatıyor. Hanımı evde unuttuk. Ama dışarıda çıkamıyorduk, kültürel bir aktivite de yapamıyorduk. Olmasa da olur. Ben de başımın çaresine bakacağım artık.

İlgili Yazılar

Eşin Ölünce Anlarsın

Eşin Ölünce Anlarsın

Salih, ailevi sorunlar ve geçim sıkıntısıyla boğuşurken, eşinin ölümüyle sarsılır. Hayatın ağırlığı, yalnızlık ve pişmanlık içinde yeni bir başlangıç arar.

Devamını Oku
Gözler

Gözler

Sürekli izlendiğini hisseden bir bireyin, özgürlüğe duyduğu özlemi, bastırılmış duygularını ve toplumun dayattığı rollere karşı içsel çatışmasını şiirsel ve sarsıcı bir dille anlatışı.

Devamını Oku

Yorumlar

Yorum Yap

E-posta adresiniz yayınlanmayacaktır.