Görsel yok
Tek kaldığım her an hissettiğim tek bir şey var, o da sizsiniz. Dinlediğim müzikten, izlediğim filmden, sizin yüzünüzden utanıyorum. Ağır geliyor şarkının sesini açmak ya da her an tepkisiz kalmak. Sanırım bu kız benden hoşlanıyor dediğim zaman birkaç çift göz sağımda ve solumdaydı. Onu etkilemek için türlü şekillere girdim ve gözler hala oradaydı. Kimi zaman yüzlerce, bazen ise tek bir göz yeter keyfimi kaçırmaya.
Rica ediyorum beni izlemeyi bırakın. Ne seçilmiş bir kişiyim ne de mühim birisi, yalnızca kendimle başbaşayım. Hatırlıyor musunuz, bir gün tiyatroya gittiğimizde sahnedeki oyuncuyla bakışıyorduk? Salondaki herkes bizi izlerken belki de kader mani olmuştur ilişkimize. Dönüşünde bir otobüs durağında, kulaklıkla müzik dinlerken ne kadar da dikkat çekmiştik. Bazen o günleri özlüyorum. İnsanların hakkımda ne düşündükleri çok kez bana anlattınız. Tehlikelerden korudunuz ama artık yeter. Hissettiklerimi başkaları anlamakta güçlük çekiyor olabilir. Belki de sorun bendedir. Ama bana yük olmaya başladığınızı söylemek isterim.
Cemal Süreya: “Siz hiç sabunluyken ağladınız mı?” diye soruyor. Oysaki ben duşta, evde ve cenazede çok kez izlendim. Babam ölürken ağlamaklı olmak zorundaydım. Hastalığa yakalandığımda ise umursamazlığa saklanmak. Truman Show gibi yaşadım hayatımı. Mahvettiniz tüm masum olmadığı halde öyle göstermek istediğim duygularımı. Ben şuncacık ömrümde mecburdum sert olmaya ve gözükmeye. Ne öğrettiyse babam, bozdurdunuz hepsini bir cenazede ya da metrobüsün içindeyken.
Psikoloğa gitmek istedim. Keza siz de öyle. Gittim ve sorunların nelerdir diyip koltuğa uzandı. Masasına oturup sizlerden bahsedince, odaya temizlikçi çağırdı. Ona kafamın içinde ürettiklerim ve genel olarak izlendiğimi söyleyince psikoloğa gitmemi önerdi. Koltuğa uzandım ve ayaklarım dışarı taştı. Yatarken öksürük şurubu uzattı, boğazıma taştı. Bana tekrardan psikoloğa git dediniz gittim. Şikayetimi sorunca kaldırıma park eden araçlardan bahsettim. Sinirlenip kapıyı yüzüme çarptı, canımı yaktı.
Fırıncıdan ekmek istedim, dondurma uzattı. Şiir mırıldandım mahalleli benden hoşlandı. Dershanede bir kız gördüm sıraya uzattım ayağımı. İzlendiğimi fark edince, bir de şaka patlattım. Ne kadar da çok anı biriktirmişiz bunca sürede. Masmavi gökyüzünün içinde hapsolduğum griliğe.
Terk edemedim alışkanlıklarımı. En iyisi de buymuş bana öğrettiğiniz kadarıyla. Düzgün konuşan mı anlaşılmamış yoksa saçmalayan mı alkışlanmış. Yine bir çift göz dikildi başıma. Okumuş ve kültürlü gözükmek düşer bana.